Yazdır Arkadaşına gönder
Hediye Selda YılmazAydın'ın Karacasu ilçesi yakınlarında Afrodisias Antik Kenti bulunur. Güzellik, aşk ve bereket tanrıçasına adanan bu görkemli şehir; bir heykel okuluna uzun yıllar ev sahipliği yapmış, gladyatör dövüşlerinin yapıldığı 30 bin kişilik, iyi korunup bu güne gelebilmiş sıra dışı stadyumu bulunan, Roma sanatının doruğunda gösterişli yapılarıyla insanı büyüleyen bir ören yeridir. Bulunuluş ve kazılma öyküleriyle de renkli ve ilginçtir.

Ören yerinin ilk kazıları 1904-1905 yıllarında yapılır ve unutulur. 1958'de Ara Güler rastlantı sonucu Afrodisias'ı bulur ve fotoğraflarını çeker. Bu fotoğraflar yurt dışındaki dergilerde yayınlanınca Afrodisias yeniden keşfedilir. 1961'de Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim başkanlığında kazılar başlar. 30 yıl boyunca süren kazılarda birçok yapı ayağa kaldırılır. Kazılardan çıkarılan şaheser heykeller ören yeri içerisindeki müzede sergilenmektedir. Bu gün görebildiğimiz gün yüzüne çıkarılmış yapılar ören yerinin yüzde 10'udur

Afrodisias ören yerinin girişinde sol tarafta Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim Anı ve Sergi Evi bulunur. Anı evinde Ara Güler'in sürekli fotoğraf sergisi izlenebilir. Ayrıca salonda sunum ve toplantılar düzenlenebilecek teknolojik donanımda bulunur. Salonun duvarında hiç aklınıza gelmeyecek bir şey sergilenmektedir. Cam çerçeve içerisinde yamalı bir kot. Ören yerine ilk girdiğimde Roma sanatı ve mimarlığının görkemi karşısında yaşadığım hayranlık ve beğeni durumundaki ruh halim, bu yamalı kotla karşılaşınca alt üst olmuştu. Bu görkem ile yamalı kotu hiç bağdaştıramamıştım. Yamalı kotu orayı kazan profesörün giydiğini öğrenince aklım hepten karıştı. Bu işi aslını öğrendiğimde işte bu yazı ortaya çıktı.

Afrodisias'ın ilk kazılarını yapan, yapıları ve heykelleri gün yüzüne çıkaran profesör, bir süre normal kumaş pantolonla çalışmış. Daha haftası olmadan pantolonun dizleri açılıp, rengi solmuş ve pejmürde bir hale gelmiş. Çünkü kazı çalışmalarında yere diz gelinerek eser ortaya çıkarıldığı için önce dizden başlayarak pantolonlar yıpranır delik deşik olurmuş. Eskinin atılıp yenisini almanın olanaksız, ödeneğin kısıtlı olduğu yıllar. Var olanla idare edilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim, daha dayanıklı olacağını düşünerek Amerika'dan kot pantolon getirmiş. 1960'lı yıllarda memlekette kot pantolon bilinmiyormuş, işçiler kot pantolonu görünce şaşırmışlar (Kot sözcüğünün kökeni de bu topraklara aittir ve bu öykü de ilginçtir).

Prof. Dr. Erim kotla, işçi ve öğrenciler pamuklu kumaş pantolonla ören yerini kazmışlar. Gel zaman git zaman o dayanıklı kot bile Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim'in çalışma hızına dayanamamış ve ilk önce dizlerinden açılmış. Yokluk insana çözüm ürettirir bilirsiniz. Hoca kot pantolonu yamamış ve kazılarda giymeye devam etmiş.

Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim, 1961 yılından başlayarak 1990 yılına kadar yaklaşık 30 yıl Afrodisias'ı büyük bir aşkla, özveriyle ve yamalı kotla kazıp ortaya çıkarmış. Kazı arkadaşları, yeni bir eserin topraktan gün yüzüne çıkarıldığında Prof. Dr. Erim'in sevinçten ağladığını anlatmaktadırlar. Kendisi hiç evlenmemiş ve "Ben Afrodisias'la evliyim" dermiş. Topraktan her gün yüzüne çıkan eser "evladı" olurmuş.

Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim ölümünden üç hafta önce canlandırması tamamlanan görkemli şehir kapısının sağ tarafına kendi isteği üzerine defnedilmiştir. Bu uygulama Türkiye'de ilktir. Ören yerini gezen her gezgin Prof. Dr. Erim'in gömütünün başına gelince kendi dininden ve dilinden dualarını okurlar, onu iyilikle güzellikle anarlar. Ben ise ören yerine her gidişimde Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim'in gömütünün yanına oturur, hiçbir dilde dua bilmediğimden sadece içten bir teşekkür sunarım. Görkemli kapıyı, Babadağ'ın karlı doruklarını izlerken; Roma'nın görkemiyle yamalı kotlu kazı bilim tarihimiz arasında tersine gelgitler yaşarım.

Bana göre Afrodisias'ı özel bir ören yeri durumuna getiren Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim'in yamalı kotu ve gömütüdür. Her ikisi de gezginlere büyük dersler verir: İşini aşkla yapmak ve ne olursa olsun yoluna devam etmek. Yamalı kotla olsa bile. Bilmem siz ne düşünürsünüz?

Dünya kazı bilim tarihine "Afrodisias heykelciliği" olarak yerleşen o özel heykelleri ve diğer görkemli mimari yapıları gezerken yamalı kotun izini ve sevinç gözyaşlarının pırıltısını görebilmeniz dileğiyle...



Tarih: 3/6/2017
2341 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri