Yazdır Arkadaşına gönder
Uçurur beni canım nereye isterse
Engin Yavuz
Engin YavuzÇocuktum.
Sanırım ilkokula o yıl başlamıştım.
Turgutlu Ovası'nda dedemin Çakal Azmağı'ndaki bağında, amca oğlum Vecdet ile tek eğlencemiz hendek kenarından kestiğimiz kargıların üzerine binip tozlu patikalarda yalınayak koşturmaktı.
Neşeyle gülerdik, yükseklerde ibibik kuşları paylaşırdı sevincimizi.
Binek aracı olarak bizim kargıların dışında at ve eşekler vardı o zamanlar.
Dedem ya da amcam lütfederlerse eğer, sulamaya götürülürken, büyük bir sevinç içinde, biraz da ürkerek binerdik dedemin yaşlı ve huysuz atına.
Bu yüzden babam ilk kez yeşil metalik boyalı, ince tekerlekli Raleigh marka bisikletle toz toprak içinde bağa geldiğinde, bir çağ kapanmış yeni bir çağa adım atmıştık amca oğlum ile birlikte.
Babamın bağda kaldığı günler boyunca, boyumuz yetişmediğinden, biraz da zorlanarak o bisikleti kullanmayı öğrenebilmek için çocuk sabrıyla uğraşmış, ancak binmeyi becerememiştik.
10 yıl boyunca birçok cephede savaşmış, İstiklal Savaşı gazisi süvari dedemin o bisiklete ilk kez binişini hiç unutamıyorum.
Babam ile amcam bisikleti arkadan, selesinin ucundan sıkıca tutmuşlar, dedeme "Pedalları çevir" diye komut veriyorlar heyecanla.
Dedem pedallara basıyor, yürüyor bisiklet, hızlanıyor, dedemin ifadesiyle "tırıs" a kalkıyor.
Süvariliğin verdiği alışkanlıkla, tek komutta atları durdurmaya alışkın dedem, frenlerin nasıl kullanılacağı henüz kendisine öğretilmediğinden bisiklete de aynı komutu veriyor:
Hooop, çüüüş!
Elbette bu komutla durmuyor bisiklet.
Beklenen acı son kısa bir süre sonra geliyor.
Bisiklet süvarisiyle birlikte düşüyor.
Bu hikaye kasabanın kahvehanelerinde günlerce sohbet konusu olmuş, öyle dediler. Bisikleti düşmeden sürmeyi, ilk kez ortaokul yıllarında iken, yine bizim kasabada öğrendim.
Hala boyum yetmiyordu selesinin üzerinde oturmaya.
Bir ayağımı kadronun altından diğer pedala uzatarak, "Yarım pedal" derlerdi, gidiyordum ya, bana uçuyormuşum gibi bir özgürlük duygusu verirdi.
Sonra bisiklet o yıllardan bugüne en sevdiğim arkadaşım oldu.
Ne zaman içim sıkılsa, uçurur beni canım nereye isterse.
Kendimi bazen bir çam ağacının gölgesinde, bazen coşkuyla akan bir su kıyısında, bazen gün batarken sessiz bir kır kahvesinde bulurum.
Çayımı yudumlarım, yasladığım ağacın gölgesinde sabırla bekler beni.
Zincirlerini yağladıysam, silip temizlediysem gövdesini, farının pillerini değiştirdiysem keyfine diyecek yoktur bisikletimin.
Elbette onunla birlikteysem eğer, benim de?

Tarih: 16/10/2006
7504 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri