Yazdır Arkadaşına gönder
Kemeraltı'nda 9 Eylül kutlamaları unutulmaz
Saadet Erciyas
Saadet ErciyasKemeraltı'nın Çınarları: Yavuz Kitabevi

Kemeraltı'nda aynı aile tarafından 100 yılı aşkın süredir çarşıda İzmirlilere hizmet veren bir işletme bulmak ne kadar da zor. Bir elin parmaklarını geçmez; ikinci, üçüncü kuşak tarafından yönetilen kurumsallaşmış bir dükkanın kapısından içeri girmek.

Kemeraltı'nda iki şubesiyle tam 102 yıldır ayakta kalmayı başarmış Yavuz Kitabevi o ender işletmelerden bir tanesi. Yaşamları neredeyse Kemeraltı'nda geçmiş, her güne çarşının ve kitapların havasını soluyarak başlayan Birgül ve Ali Ragıp Kitapçı kardeşlerin, aile yadigarı Yavuz Kitabevi, 1913 yılında kurulmuş, bugün 102 yaşında bir çınar. Yavuz Kitabevi edebi eserlerin, dergilerin yanısıra özellikle hukuk ve ticaret konusunda yayımlanan mesleki kitapların bulunduğu saygın bir kitabevi.

Birgül Kitapçı,İzmir'deki yaşam öykülerinin 1. Dünya Savaşı öncesi, ailesinin Selanik'ten kente göçüyle başladığını anlatıyor. Dedesi Ali Ragıp Bey'in Selanik'teyken hukuk profesörü, yine hukuk eğitimi alan amcası Hüsnü Beyin de ilk kurucu Büyük Millet Meclisi'nde dört dönem milletvekili olduğunu söylüyor Birgül Kitapçı. Babasının da aile geleneğini sürdürerek hukuk eğitimi aldığını belirten Kitapçı, hukuk eğitiminin aile geleneği olduğuna vurgu yapıyor.

Birgül Hanım, "Amcam Hüsnü Bey, Atatürk'e hep kitap getirdiği için lakabı 'Kitapçı Hüsnü' kalıyor. Soyadı Kanunu çıkınca da Ragıbzade Ailesi'ne Atatürk tarafından Kitapçı soyadı veriliyor? diyor. Hukukçu aile büyüklerinin Selanik'ten İzmir'e gelince kendilerine en yakın meslek olarak kitapçılığı gördüğünü anlatan Birgül Hanım, ailenin Os-Ka Pasajı'nın bulunduğu yerdeki dükkanlarına ilişkin şu bilgileri paylaşıyor:

"İlk dükkan bon marché tarzı, içinde kitap da dahil herşeyin bulunduğu bir dükkanmış. O dönemin süpermarketi gibi yani. Bütün aile, amcalar halazadeler Arap Fırını Sokağı'nda, o yıllarda ev olan Ülkü İlkokulu'nun binasında yaşıyor. Tüm aile de kitabevinde çalışmış. Bu arada 1. İktisat Kongresi'ne de katılmışız Ragıpzade Biraderler adıyla. Onu da kayıtlardan öğrendim. O yıllarda lakapla biliniyor aileler, soyadı olmadığı için. Daha sonra Yavuz'a dönmüş kitabevinin adı. Çünkü Yavuz ismi o günlerde en muteber ifadelerden biriymiş. Güçlü, güvenilir, yiğit anlamında, sözüne sadık. Harf İnkılabı yapıldığında Atatürk eski yazıyla hazırlanmış kitapların yakılması emrini verince kitaplar sıfıra inmiş. Öyle olunca halazadeler bu işi sürdürmek istememişler. Ama babam kitapçılığa devam etmek istemiş ve devralmış kitabevini.?

60 yıldır çarşının tanığı

Birgül Kitapçı'nın ailesinden kitapçılık işini devralan babasının Kemeraltı'nda bugün hala açık olan Yavuz Kitabevi'ndeki macerası ise 1956 yılında başlıyor. Neredeyse 60 yıldır Kemeraltı Çarşısı'nda güne başlayan Birgül Kitapçı'nın dükkanla ilişkisi Kız Meslek Lisesi'nde okuduğu yıllarda da, Hungaroloji yani Macarca eğitimi aldığı Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ndeki dönemde de hiç kesilmemiş. Her fısatta soluğu kitabevinde almış Birgül Hanım.

Ankara'da okuduğu yıllarda hukuk çevresiyle yakın ilişkisi olan Birgül Kitapçı, kitabevinin hukuk kitapları alanında uzmanlaşmasına da katkılı olmuş. Kardeşi Ali Ragıp Bey ise Mülkiye'nin İktisat ve Maliye Bölümü'nden 1966 yılında mezun olmuş. O da Birgül hanım gibi yine Kemeraltı'ndan ve kitapçılıktan vazgeçmemiş. Hukuk, maliye ve politika konusundaki eğitimi, çevresi kitabevinin müşteri profiline yansımış.

Kitapçı kardeşler tanık oldukları 60 yıllık süreçte Kemeraltı'nın hem yapısal hem de esnaf açısından önemli değişiklikler geçirdiğini anlatıyor. Birgül Hanım o yıllarda bir kadın olarak kitabevinde çalışmasının yadırgandığını dile getiriyor. "Hiç unutmuyorum babamın dükkanına gelen hukukçu bir bey vardı.Beni ihtiyaçtan mı çalıştırdığını sormuştu babama. Ben de burada babamla çalışmayı kendimin istediğini ve işimi çok sevdiğimi söylemiştim? diyor.

Birgül Hanım o yıllarda da Kemeraltı'nda seyyar satıcıların bulunduğunu, ama dükkan sahipleriyle aralarında çok medeni ilişkiler olduğuna dikkat çekiyor. "O zaman seyyar satıcılar bile önümüzde durur ama hep birbirine saygılı. Hala selamlaştığımız seyyar satıcılar var. Hep saygılı bir diyaloğumuz vardı. O zaman seyyar satıcılık yapıp Atatürk Lisesi'nde kardeşimle okuyan Nazilli'nin Buharkent Belediye Başkanlığı yapmış çocukları biliyorum. Eskiden farklıydı diyaloglar? diye anlatıyor.

Unutulmaz 9 Eylül kutlamaları

Kitapçı kardeşlerin Kemeraltı'na ilişkin en önemli tanıklığı ise 9 Eylül kutlamaları. Ali Ragıp Bey, "Şimdi 9 Eylül kutlamaları filan yok, unutuldu? diye biraz sitemle, biraz da üzüntüyle o günleri anıyor. Birgül Hanım ise Kadifekale'den Anafartalar Caddesi'ne gelen atlıları, ağızlarından köpükler saçan atları unutamadığını söylüyor.

Birgül Kitapçı, "Dibekbaşı'ndan geliyordu kortej. O gün tam bayram olurdu. Bizim Kemeraltı'nda işyeri olanların bütün yakınları, akrabaları gelirdi o geçitleri seyretmek için. Biz çatılara çıkardık dükkan üstüne. Saçakların üstüne otururduk, sağlamdı çünkü. Serpantin, konfeti atardık. Tariş filan geçerdi. O kadar büyük coşkuyla kutlanırdı ki, hepimiz geçide giderdik. İzmir'in kurtuluş günü mutlaka kutlanırdı. Atlar ağzından köpükler saçarak koşa koşa gelirdi Kadifekale'den. Bütün yönetim, kentin ileri gelenleri resmi geçitte olur, alkışlanır. Yeni yeni parti grupları geçerdi. Büyük firmalar reklam için bir şeyler atarlardı. Tariş üzüm, incir atardı, biz de heyecanla kapardık? diyor.

Kemeraltı'nın çınarlarından, güvenirliliği, saygınlığı ve ciddiyetiyle 100 yılı aşkın süre ayakta kalmayı başarmış Yavuz Kitabevi, Kitapçı kardeşlerin yoğun emeğiyle Kemeraltı gibi dimdik ayakta duruyor.



Tarih: 19/9/2015
5382 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER KENT SÖYLEŞİLERİ
YAZARIN YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri