Yazdır Arkadaşına gönder
Kahraman pilotlar
Kemali Bülent Edalı
Kemali Bülent EdalıÇanakkale Zaferi'nin 103. yıldönümünde, başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, o günkü kısıtlı imkanlarla zaferde katkısı olan kahraman havacılarımızla birlikte, tüm şehit ve gazilerimizi saygıyla anıyorum.

[Aşağıdaki yazı ve fotoğraflar Hayat Mecmuası'nın, 3 Ocak 1968 tarihli, 65. sayısının, 6 ve 7. sayfasından alıntıdır.]

Beyazıt Meydanı'na inen Türk pilotu: Yüzbaşı Mehmed Ali Bey

Bilir misiniz, Mehmed Ali isimli bir Türk tayyarecisi daha 1914 senesinde, İstanbul halkının hayret ve heyecanlı bakışları karşısında uçağıyla Beyazıt Meydanı'na inmiştir. Türk havacılık tarihinin bu önemli olayını, özel fotoğraflarla, kahramanının kendi ağzından, hafızamızı tazelemek adına sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.

Hadise şöyle cereyan etmişti:

1914 Nisan ayıydı. Enver Paşa Harbiye Nezareti'ndeki odasında bir aşağı bir yukarı dolaşıyordu. Harbiye Nazırı bir aralık pencerenin önünde durdu ve Beyazıt Meydanı'nı işaret ederek sordu:

- Buraya tayyare inemez mi?

Bir kaç gün sonra, Nisan'ın ondördüncü günü, Yeşilköy Tayyare Mektebi öğretmenlerinden Mehmed Ali Bey çok tehlikeli bir uçuşa hazırlanıyordu.

Mektep Müdürü Fesa Bey:

- Delirdin mi sen Mehmed Ali?

Halbuki Fesa Bey çok cesur bir adamdı. Buna rağmen Mehmed Ali Bey tek satıhlı tayyaresinin en son hazırlıklarını yapıyordu. Nihayet her şey tamamlandıktan sonra Yeşilköy'den havalandı. Şehrin üzerinde süzülmeğe başladı. Enver Paşanın arzusunu tahakkuk ettirmek üzere Beyazıt Meydanı'nın tam ortasına inecekti.

Hikayenin bundan sonrasını, olayın kahramanının, Beyazıt Meydanı'na inen Türk pilotu Mehmed Ali Kurçer'in kendi ağzından dinleyelim:

"Beyazıt Meydanı'nın üstüne geldiğim zaman 1500 metre irtifada bulunuyordum. Tam Harbiye Nezareti binasının üzerinde motoru gazdan kestim. Dik inişe geçtim. Hani İkinci Dünya Harbi'nde Hitler ordusundaki pilotların "pike" dedikleri uçuşu biz daha o günlerde yapıyorduk. Uçağımın kabiliyeti pike yapmağa müsait olmamasına Harbiye Nezareti binasının üzerinden dalış yaptım. Bu halimi gören İstanbullular şüphesiz büyük bir telaş ve korkuya kapılmışlar, düşmekte olduğumu zannetmişlerdir. O kadar süratle inmiştim ki yere 50 metre kala motora tekrar gaz verdim. Yeniden irtifa aldım. Beyazıt Camisi tarafındaki Bakırcılar üzerinde bir tur yaparak tellere ve direklere çarpmadan Harbiye Nezareti'nin tam önünde, Beyazıt Kulesi'nin yakınında yere inmeğe muvaffak oldum. Tayyarenin etrafını sararak beni tebrik eden zabitan ve kumandanlar arasında Enver Paşa da vardı. Tayyare ile Beyazıt Meydanı'na inişim kendisi için büyük bir sürpriz olmuştu. Çok heyecanlıydı.

- Merhaba arkadaş, diyerek elimi sıktı. Adeta tıkanarak konuşuyordu.

- Seni tebrik ederim. Buraya nasıl inebildin?

Gözlerinde takdir ve iftihar billûrları yanıyor, billûr damlacıklar elmacık kemiklerine iniyordu:

- Demek buraya tayyare ile inilebilirmiş. Buna çok sevindim.

İnişteki tehlikenin dehşetini bizzat gören ve hisseden Enver Paşa, Yeşilköy'e Beyazıt Meydanı'ndan uçarak gitmemize müsade etmedi."

Olayın kahramanı Binbaşı Mehmed Ali Beyin havacılık hayatı fırtınalar içinde geçmiş. Çanakkale'de sol kolundan ve sol kulağından yaralanmış, Bağdat cephesinde sağ gözünü kaybetmiş ve sol ayağı parçalanmış. Şimdi 69 yıllık yorgunluğunu bir Toros köyünde dinlendirmektedir.

Hatıralarla dolu olan Mehmed Ali Kurçer bunlardan bir tanesini bana şöyle anlattı:

"İlk yaralanışım ve düşüşüm Çanakkale muharebesinde oldu. Üç tayyaremiz vardı. Dörder bomba alarak Seddülbahirdeki İngiliz mevzilerine atacaktık. Bir Alman tayyaresi de bizi koruyacaktı. Bombaların beheri 12 kilo ağırlıktaydı. El ile atıyorduk. Râsıdım Topçu Teğmeni Hüsnü Bey hem bomba atıyor, hem tüfek kullanıyordu. Bizim üç tayyareden ikisi kalkamamıştı. Tek başıma İngiliz siperleri üzerine geldiğim zaman topçu ateşine tutuldum. Alman tayyaresi de görünmüyordu. Üstelik iki İngiliz tayyaresi de uçuş sahama girerek makineli tüfek kullanıyordu. Bir taraftan İngiliz tayyareleri ile alt alta, üst üste muharebe ediyor, diğer taraftan da düşman mevzilerini bombalıyorduk. İngiliz tayyarelerinin ilk mermisi radyatöre isabet etti. İkinci mermi gaz borusunu delmişti. Motor durdu. Artık kurtuluş umudu kalmamıştı. 90 derece ile dik inmeğe başladım. O zamanın tayyareleri ile bu şekilde iniş yapılamazdı. Ama, başka çare yoktu. Bu suretle inişe geçişim İngilizleri aldattı. Düşmekte olduğumu zannetmişlerdi. Yete 500 metre mesafede Allah diyerek tekrar tayyareye asıldım. Doğrularak Gelibolu istikametini tuttum. Motor çalışmadığı için o kadar alçalmıştım ki, İngiliz siperleri üzerinden 20 metre mesafeden geçerek Alibey Çiftliği önündeki düzlüğü mecburi iniş yaptım. Bu iniş sol kolumdan ve sol kulağımdan ağır yaralanmama sebep olmuştu."

Röportaj: Yusuf Ayhan


***

Kahraman pilotlar

Havacılık tarihinin başlangıcından itibaren, Türk ve Dünya milletlerinin kahraman pilotları hakkında hafıza tazeleme amaçlı yazmayı planladığım kitabımdan bir bölüm bu adı taşıyacak... Bu kitapta, 8 Şubat 1914'de İstanbul-Kahire uçuşunu yaparken şehit olan kahraman havacılarımız Fethi Bey, yardımcısı Sadık Bey ile Nuri Bey ve yardımcısı İsmail Hakkı Bey'den tutun, 15 Haziran 1933 yılında New York-Kaunas uçuşunu yaparken, 37 saat 11 dakika kesintisiz uçuş yaptıktan sonra, 17 Haziran 1933 tarihinde düşüp ölen, Litvanya'nın kahraman pilotları Darius-Girenas'a kadar, Alman, İngiliz, Fransız, Rus, Avusturalyalı pilotlara kadar bir çok kahraman pilot ile ilgili bilgiler olacak.








Tarih: 18/3/2018
2174 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri