Yazdır Arkadaşına gönder
İzmir’de Uyuz Hamamı
Orhan Beşikçi
Orhan BeşikçiYenişehir'deki Mezarlıklar Müdürlüğü Gasilhanesi'ne yani ölülerin yıkandığı binaya bir yakınıma son görevimi yapmak için gitmiştim. O gün Van depreminde hayatını kaybeden, defin için İzmir’e getirilen yurttaşlarımızın işlemlerine öncelik verildiği için aradaki kısa zamanı fabrika görünümünde olan taş binada, geçmişin izlerini aramakla geçirdim. Daha sonra Mezarlıklar Müdürü Recai Çınar Bey sayesinde göremediğim bölümleri gördüm. Kereste, tabut, mezarlık malzemesi istiflenmiş kemerli duvarların arkasında, İzmirliler'in “Uyuz Hamamı” dediği eski “Tebhirhane”den (Buğu evi) izler aradım...

Kolera, çiçek, veba, kızamık, tifo, dizanteri, tifüs, uyuz, gibi bulaşıcı hastalıklara yakalanan insanların giysi ve eşyaları halı, kilim, yorgan ne varsa, sarı renkli at arabalarıyla evlerinden alınıp etüv için, Tebhirhane'ye; bu binaya getirilirdi. Her gün önünden geçip, kapısında üzüntülü kalabalıklar gördüğümüz Mezarlıklar Müdürlüğü, Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Hastanesi (Emraz-ı Sariye ve İstilaiye) işlik olarak kullandığı yapılar İzmir Tebhirhanesi'ydi.

Aradan çok uzun yıllar geçmedi, ayakkabıların pençe yapılıp, yırtıkların yamandığı, büyüklerin, çıkardığını küçüklerin giydiği, yerli malı haftalarının düzenlendiği, böyle olmasına rağmen paramızın kıymetli olduğu yıllarda, giysi ve eşyalar yakılmaz, Tebhirhane'de basınçlı su buharıyla mikroplardan arıtılır, kurutulur, sonrasında sahiplerine iade edilirdi. Bulaşıcı hastalık görülen evler, iş yerleri, hanlar, bekar odaları, tuvalet, banyo, mutfakların ortak kullanıldığı aile evleri, Yahudihane gibi mekanların dezenfekte edilmesinde, özel giysili tephirciler görev yapardı.

Yazar Mehmet Karayaman “Cumhuriyet döneminde İzmir’de sağlık” kitabında, “Belediyeye ait olan Tebhirhanede 1931 yılında 3 kolbaşı, 9 tebhirci, 1 formol memuru, 2 ütücü, 3 ütü arabacısı çalışmaktadır. 30 Ekim 1943 yılında yeni bir Tebhirhane açılmıştır. Belediye başkanı Reşat Leblebicioğlu, Tepecik semtindeki tebhirhanede 600 kişinin yıkanabileceği ve elbiselerinin etüvden geçirilebileceğini ifade etmiştir” diye yazar.

Adı Yenişehir olarak değiştirilen Tepecik’te klasik hamamlara benzemeyen, göbek taşı, ılıklık, sıcaklık kurna, kubbe, tellak, natırı olmayan günde 600 kişinin kükürt buharını soluyarak yıkandığı uyuz hamamıyla ilgili olarak gazete arşivlerinde belediye meclis tutanaklarında bulunan bilgiler dışında şifa bulmak için çocukluk ve ilk gençlik yıllarında banyo yapmış İzmirlilerin hatıralarını dinleme imkanım oldu...

Tepecik Tebhirhanesi'nin mimarisine dikkatli bakılırsa 1893 yılında inşa edilen Üsküdar Tebhirhanesi'ne, çatısındaki havalandırmanın Urla Tahaffuzhanesi'ne benzediği görülür. 19. yüzyılın ortalarında özellikle haç yoluyla gemilerle gelen hacılara ait eşyaların dezenfekte edildiği, yolcuların duşlarda ilaçlı su ile banyo yaptırılmasının bütün izleri Urla Tahaffuzhanesi'nde muhafaza edilirken, kendisine özgü mimari formu olan bu sağlık yapısı nasıl oldu da kentin belleğinden silindi?

Tebhirhane'de ve İzmir sokaklarında seyyar olarak kullanılan etüv makinalarının başına neler geldiği bilinmiyor... Malum, önümüzde EXPO beklentisi var, üstelik teması sağlık. Kenti yönetenlere hatırlatalım; Bologna, İtalya’nın kuzeyinde 382 bin nüfuslu bir şehir,42 müzesi var. 2011 yılında müzelerine insanları çekmek için 38 sergi, 100 den fazla seminer, okullara 3 binden fazla müze turu düzenleyip şehirlerinde ipekten, tuğlaya 14 endüstri müzesi kurmayı başarmışlar. İnsanlara tarih heyecanı vermek için Amsterdam’da şehrin göbeğinde eski bir yetimhaneyi müze yapıp, müzeyi gezmeye gelen 25 bin çocuğa bu yetimhanenin öyküsünü anlatmaktan çekinmemişler...

Mezarlıklar Müdürlüğü binayı kısa bir süre sonra boşaltıp yeni bir binaya geçecek, saçma sapan müzeler yerine, öyküsü ve gizlediği sırlarıyla karşımızda abide gibi duran, Tebhirhaneyi sağlık müzesi yapsak, çocuklara uyuz hamamının öyküsünü anlatsak fena mı olur?

Not: Zor günlerden geçiyoruz. Atalar, “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır”, “Ateşin üzerine ateşle gidilmez” demiş. Görüyorsunuz üsluplar sert, hoş görü hak getire. Sürücü koltuklarının altındaki sopalar toplansa, Basmane Hamamı’nın bir yıllık odun ihtiyacını karşılar... Cinayet, üçkâğıtçılık, bilgisizlik, almış başını gidiyor. Kütüphaneler, tiyatrolar, operalar boş, kabalık, kabadayılık, küstahlık, cahillik pirim yapıyor. Yetersiz insanlar uzman, danışman, başkan falan filan...

Tarih: 24/6/2013
16704 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri