Yazdır Arkadaşına gönder
Faytoncular "değişim” için destek bekliyor
Saadet Erciyas
Saadet ErciyasHava sıcak, ama Kordonboyu püfür püfür esiyor. Faytoncular, öğle güneşinde az da olsa gölge yaratan, Alcancak Limanı'nın yanı başındaki viyadüklerin altında sıralanmışlar.

İtalya'dan gelen geminin yolcularını büyük bir sabırsızlıkla bekleyen faytoncular, yine de geminin kalkış saatine kadar en azından bir tur atabilecekleri inancındalar.

Liman'dan Alsancak'a uzanan yolda bekleşen faytonların sürücüleri müşteri olmadığı için koyvermişler kendilerini. Yaka bağır, gömlek düğmeleri açık.

Yanlarına gidip, "Ne zaman bir düzene girecek şu faytonlar, faytonculuk? Ticaret Odası'nın sizin için hazırladığı proje ne durumda?" diye soruyorum.

Hepsi birden doğrulup, üzerlerini düzeltiyorlar. "Aman bizi sakın böyle çekme, iyi yaz" diyorlar. Olanca kibarlıklarıyla yer açıyorlar faytonlarında bana.

37 yıldır faytoncu olduğunu söyleyen Arif Açıkbaş, "Sabah 06.00'dan beri buradayız. Henüz siftah yapmak kısmet olmadı" diyor.

"Bacımsın, biz de bu konuyu konuşuyorduk az önce aramızda" diyor 30 yıllık faytoncu Bülent Alacalı. "Geçen bir gazetede okumuş arkadaş, yakında bizle ilgilenmeye başlayacakmış büyüklerimiz" diyor.

Diğer faytonlardaki sürücüler de yanımıza geliyor. "35-40 yıldır bu işteyim. Artık belediye, odalar bizimle ilgilensin. Bizi denetlesinler, disiplin gelsin hepimize" diyen Necdet Gülücüdür'ün üzerinde İzmir Ticaret Odası tarafından dağıtılan "örnek faytoncu giysisi" var.

Giysiler İzmir'in renklerini yansıtsa

Güneş tepede, kan ter içinde yanımıza gelen Necdet Usta'nın üzerindeki siyah yelek, "Bu sıcakta da giyilmem ki" diyor sanki. Yeleğin üzerinde İzmir Ticaret Odası'nın renklerini içeren ve bir dönem çok tartışılan logo var. "Yaşanacak şehir İzmir" logosu.

"Keşke giysiler de böylesine canlı renklerde ve daha sportif olsa, bu sıcakta bekleşen insanlara şort, tişört verselermiş" diye düşünürken, sürücüler aklımdan geçeni okuyor sanki. Konuşmaya başlıyorlar:

"Bu giysiler çok da rahat değil, görüyorsunuz. Siyah pantolon, siyah yelek, uzun kollu mavi gömlek ve siyah şapkadan oluşuyor giysilerimiz. Bize iki takım verdiler sağolsunlar. Burası yaz memleketi, biraz daha pamuklu olsa keşke. Yaz sıcağında çok da kullanışlı olmadı bunlar."

"Oda yetkililerine söylediniz mi bu durumu?" diyorum, "Yok demedik. Bu giysileri bize ücretsiz verdiler. Herhalde şikayetlerimizi dikkate alıp düzeltirler" diye yanıt veriyorlar.

Kordon'da fayton turu

İzmir Faytoncular Derneği'ne bağlı çalışan faytoncular, kendi bölgelerinde işe çıkan 35 faytoncu bulunduğunu anlatıyorlar. Geminin geldiği gün, hepsi sıraya girip Belediye'nin kendileri için çizdiği güzergahta turistleri "Kordon turu fiyat tarifesi" üzerinden gezdiriyorlar.

Geziniz, Kordon - Cumhuriyet Meydanı - Vapur İskelesi arasındaysa faytonla gidiş geliş için 20 TL. ödüyorsunuz. Kordon – Fuar - Alsancak güzargahı için ödeyeceğiniz bedel 40TL. Yok, ben deniz havasını iyice içime çekeyim, doyazıya, güzel bir fayton sefası yapayım derseniz, bir saat için ödeyeceğiniz bedel 70 TL.

Faytoncular, güzergahtan söz edince belediyeden istekleri ni dile getiriyor. "Aslında belediye şu güzergahı keşke İnciraltı'na kadar uzatsa. Hem biz daha çok kazanırız, hem turistler daha çok yer görür, hem de kenti daha iyi tanıtırız.Kordon'dan Alsancak'a gidiş geliş çok kısa geliyor" diyorlar.

İzmir'de eğlence yok

İzmir'de turistlerle en fazla iç içe olan mesleklerden birisini yaparak ekmek yiyen faytonculara "Sizce bu kente neden yeterince turist gelmiyor. Eksiği ne ki İzmir'in?" diye soruyorum.

Çoğu Roman olan fayton sürücülerinin ilk yanıtı, "Bu kentte eğlence yok" oluyor. Hep bir ağızdan fikirlerini söylüyorlar:

"Turist Bodrum, Marmaris ve özellikle Kuşadası'ndaki gibi eğlence istiyor. İzmir'de oradaki gibi eğlence yok, denize sahilden girilecek yer yok. Kentin içinde çok fazla tarihi yer yok. Bir Agora, Kadifekale, bir de Kemeraltı. Biz faytonlarla Kadifekale'ye de çok fazla gidemiyoruz açıkçası. Bu yüzden buraya gelen turist doğrudan Kuşadası'na, Meryemana'ya gitmeyi tercih ediyor... Fazla kalmıyor İzmir'de."

"İzmirliler ne kadar biniyor?" diye soruyorum. "İzmirliler bizden bıkmış, pek binmezler. Ancak sünnetlerde" diyorlar.

Yabancı dil, rehberimizin işi

Yabancı dil turistle iç içe olan faytoncular için önemli olsa gerek. "Dil bilen var mı aranızda?" deyince, hepsi, aynı yöne bakıp, "Bu konuda bize yardımcı olan rehberimiz var. Size Zekeriya'yı çağıralım" diyorlar. Sonra da bir güzel övüyorlar rehberlerini. "Harbi Roman'dır, okuma yazması yoktur, ama bir sürü dil bilir" diye anlatıyorlar.

Zekeriya Bey, yakasında kokartıyla gülümseyerek geliyor. Sekiz yaşında ayakkabı boyacılığıyla işe başlayan, uzun yıllar Kordon'da çalışan Zekeriya Bey, yıllar içinde kendini kurtaracak, bu işten ekmek yiyecek düzeyde yabancı dil öğrendiğini söylüyor. "Gerçekten okuma yazmanız yok mu?, Halk eğitim kursları o kadar kurs açıyor" diyorum... "Gerçekten bilmem. Ama Fransızca, Almanca, İtalyanca ve Yunanca konuşabilirim. Derdimi anlatıp, arkadaşlarım için yolu tarif ederim turistlere" diye yanıtlıyor.

Faytoncular için açılan bir kurs olup olmadığını sorunca, "Yok" diyorlar. “Sizin aslında halkla ilişkiler, yabancı dil, kent tarihi konusunda bilgi sahibi olmanız gerekmez mi?" diyorum, hepsi "Keşke" diye yanıtlıyor söz birliği etmişçesine. Necdet Gülücüdür, yine sözü alıyor:

"Bizim kendi içimizde kurallarımız var aslında. Ama eğitim de çok gerekli. Bizim daha disiplinli olmamız, denetlenmemiz lazım. Bazı arkadaşlarımızın turistlere yanlış hareketleri olur. Biz kendi içimizde uyarırız onları mutlaka. Onları bir süre kapatırız, işe çıkartmayız."

"Atlarımız için acil su lazım"

Fayton sürücülerinin yol arkadaşları atları. Çoğu Yenişehir'de ve Kahramanlar'da yaşadıklarını ve hayvanlarını burada beslediklerini anlatıyor. Belediyenin atları için Cumhuriyet Meydanı'nda çeşme ve temizlikleri için mazgal sözü verdiğini söyleyen sürücüler, "Yakın zamanda olacakmış bunlar, duyduk. Üç yıldır bize söz veriyorlar, odadan geliyorlar, belediyeden geliyorlar. Artık bir an önce bizimle ilgilensinler. Temizlik sorunumuzu, su sorunumuzu ve atlarımızın barınma sorununu çözmek için bize destek versinler" diyor.

İzmir Ticaret Odası'nın hazırladığı projedeki gibi örnek faytonlara binmek, yolcularına müzik eşliğinde, temiz bir arabada, kokusuz, keyifli bir yolculuk yaşatmak, kent turu attırmak istiyorlar. Çoğu babadan kalan bir mesleği sürdürdüklerini ve hem atları hem de işlerini çok sevdiklerini söylüyor.

15 Eylül'ü bekliyoruz

Biz konuşurken, içlerinden biri gidip bir defter getiriyor. Not almışlar deftere: "Belediye yetkilileri 15 Eylül'de denetlemeye gelecek bizi. Herkes derli toplu olsun" tarzı birşeyler yazıyor. Tüm arkadaşlarına okutmuşlar bu yazıyı. "Bu tarihe kadar dişimizi sıkıp, bekleyeceğiz. Bu dönemde o yüzden üstümüze başımıza daha dikkat etmeliyiz. Sıksık birbirimizi uyarıyoruz" diyorlar.

Kordon'un, İzmir'in ve kent turizminin önemli unsurlarından biri faytoncular. Alsancak-Kordon'da 40, Karşıyaka'da 35 faytoncu çalışıyor.

İzmirlilerin vazgeçilmez iletişim aracı süslü faytonlar bugün sadece nostalji turlarında kullanılıyor. Faytoncularsa, İzmir'in siyah-beyaz fotoğraflarındaki taş işlemeli tarihi konakların olduğu bir güzergahta gezinti vaat edemiyorlar artık yolcularına.

Ancak limanda, gemiden inen turistlerin ilk karşılaştığı sürücülerinin "acilen ele alınıp kurumsallaşması, görüntülerine bir çeki düzen verilmesi" gerekiyor. Sürücüler daha kullanışlı giysilerle, tarihi unsuları olabildiğince korunarak temiz ve modern hale getirilmiş faytonlarla, temiz, tıraşlı yüzleriyle, güler yüzle turiste hizmet verecekleri günleri bekliyor.

Hepsi, kendilerine değecek sihirli elin, geleceklerini de değiştireceği inancında. Gönül bu değişimin "sihirli bir değnek beklenmeden" yapılmasını istese de kısa vadede bu pek de olası görünmüyor.

Venedik'te gondol sürücülerinin bir imajı var. Faytoncular da İzmir denilince, Kordon denilince akıllara gelecek bir imaj istiyorlar.

İzmir'le, Kordon'la özdeşleşen faytoncularımıza kimlik kazandırmak için Ticaret Odası'nın yıllar önce hazırladığı projenin belediye, esnaf odası, turizmciler ve faytoncuların el ele vermesiyle hızla yaşama geçmesini dileyelim.

Tarih: 29/8/2009
7731 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER KENT SÖYLEŞİLERİ
YAZARIN YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri