Yazdır Arkadaşına gönder
Demokrasi kültürü - 7
Oğuz Adanır
Oğuz AdanırGeleneksel toplumlarda kolektif sorumluluk genellikle yalnızca ait olunan sülale, köy, klan, kabile, aşirete vs karşı olup bunun dışındakiler yabancı, hatta hasım ya da düşman olarak bile görülebilirler. Dolayısıyla bunlara karşı bir sorumluluk söz konusu değildir. Oysa demokratik ülkelerde birey-toplum bir karşılıklı sorumluluklar ve yükümlülükler ilişkisi içinde olup yasalar ve kurallar bu ilişki biçimlerini demokratik ilkelere uygun bir şekilde çözmeye çalışmıştır.

Çağdaş demokratik oluşumlarda herkes yurttaş adı altında toplumun bir üyesi olup burada ilke olarak kimse kimseye yabancı değildir. Olağan koşullarda herkes eşit hak ve özgürlüğe sahip olup, kimse diğerlerinden üstün değildir. Doğal olarak demokratik bir rejime sahip olmak isteyip de baştan belli bir demokratik kültür ve düşünce biçimine sahip olmayan toplumlarda kağıt üzerindeki tanımlamalar ve betimlemeler ile gündelik uygulamalar her zaman birbirleriyle örtüşmeyebilmektedir.

Demokratik bir yapıya sahip toplumlarda bireylerin birbirlerine karşı olan sorumluluk ve yükümlülükleri büyük ölçüde yasalar tarafından belirlenirken yaşamın tüm alanlarında kimi bireyler bu sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirme konusunda zorlanmakta ya da bunlardan kaçmaktadırlar. Bu yüzden demokratik ülkelerde yurttaş yalnızca yasal düzenlemeler ve kurallarla sınırlandırılmamış bunlardan daha önemli olan ve demokratik yasalarla kurallara boyun eğilmesini sağlayan güçlü bir ahlak anlayışı geliştirilmiştir. Dolayısıyla yurttaşlar çağdaş, akılcı/laik bir ahlak anlayışı çerçevesinde kendiliklerinden demokratik yasalara ve kurallara boyun eğmekte, dolayısıyla daha mutlu ve huzurlu bir kolektif yaşam sürme olanağına sahip olmaktadırlar.

Demokrasi ilke olarak eşit haklar ve özgürlükler düzeni gibi görülmekle birlikte belli yasalara ya da kurallara uymayan yurttaşlar paradoksal denilebilecek bir şekilde yine demokrasi gereği bu haklar ve özgürlüklerden mahrum bırakılmaktadır. Karşılıklı sorumluluk ve yükümlülük anlayışı çerçevesinde toplum, içine doğan bireyi sağlıklı bir şekilde büyütmek, yetiştirmek, eğitmek, sağlığına, insanca yaşamasına önem vermek, bir meslek edinme, gezme, dolaşma, düşüncelerini ifade etme ve diğer hak ve özgürlüklerden eksiksiz bir şekilde yararlanmasını sağlamakla yükümlüdür. Buna karşın yurttaş en basit ifadeyle kendisi ve kendisinden sonra gelecek kuşaklar için örnek bir yurttaş olmak, vergisini eksiksiz bir şekilde ödemek, toplumsal huzur ve barışı bozacak davranışlardan kaçınmak, diğer yurttaşlarının haklarına ve özgürlüğüne tecavüz etmemek, kısaca demokrat bir insan olmanın gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Kendisine düşen sorumluluk ve yükümlülükleri yerine getirmeyen birey toplumdan ya da sisteme verdiğinden daha çoğunu isteme hakkına sahip olamaz. Uygulamada tersiyle karşılaşılması orada güçlü bir çağdaş ahlak anlayışına sahip olunmamasından kaynaklanmaktadır.

Demokrasi duyguların değil, aklın ağır bastığı bir toplumsal düzen anlayışıdır. Bu türden oluşumlarda “benim için doğru olan herkes için doğru olabilir” düşüncesi tamamen yanlış ve ahlak dışı bir anlama sahip olup “herkes için doğru olanın benim için de doğru olmaması için bir neden yok” düşüncesini benimsemek bir tür zorunluluktur.

On milyonlarca insanın varlığını zorunlu kılan büyük sanayileşmiş toplumlarla birlikte tarih sahnesindeki yerini alan modern demokrasilerde iş bölümü büyük bir uzmanlaşma ve ayrışmayı zorunlu kıldığından insanlar ataerkil ya da geleneksel toplumlarda olduğu gibi her türlü gereksinimlerini kendi başlarına sağlayamamaktadırlar. Dolayısıyla her yurttaş diğerlerinin sunduğu ürün, mallar, hizmet, olanaklar vs’den yararlanmak durumundadır. İlke olarak yurttaşların birbirlerine sundukları ürün, mal, hizmet, olanaklar vs sağlıklı, sağlam olmalı ve dürüst bir değiş tokuş anlayışına uygun bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Kimsenin kimseyi aldatmaması, kazıklamaması, sağlığına zarar verebilecek girişimlerde bulunmaması, vs gerekmektedir. Aksi takdirde toplumsal yaşam kabus türünden bir kaosa benzeyebilir.

Demokratik oluşumlarda bu türden olumsuz davranışlar ya da uygulamalar yasal düzeyde mahkum edilemediği zaman kamu vicdanı tarafından mahkum edilmekte, o kişi ya da kurumlar bir daha kamu oyunun önünde kolay kolay boy gösterememektedir. Bu konuda hiç kimseye bir ayrıcalık tanınmamaktadır. Yine çağdaş demokratik oluşumlarda başbakan, bakan, milletvekili vs ya da onların yakınları olmak kişiye hiçbir ayrıcalık sağlayamaz, sağladığı ve olay kamuoyuna aksettirildiği takdirde kamu vicdanı bunu derhal mahkum eder.

Daha önce de dile getirdiğimiz gibi, yeryüzünde kusursuz bir demokratik ülke, herkesi mutlu edebilecek türden demokratik bir düzen yok. Konu bir takım sorunların varlığından çok toplumun bunların ne düzeyde var olmasına izin verdiğidir. Her toplum her insan gibi yanılabilir, yanlışlar yapabilir. Sorun demokrasiyi kemiren ve kimi zaman yok olma noktasına iten uygulamalara karşı çoğunluğun mücadele edip etmemesi, toplumsal huzur ve barışın bozulmasına izin verip vermemesidir. Bu tür durumlarda yeterince olgunlaşmamış bir toplumun büyük ölçüde demokratik ilkelere boyun eğmekten hoşlanmadığı ve biçimsel bir demokrasiyle yetindiği söylenebilir. Küresel ekonomi evreninde son yirmi, otuz yılda ortaya çıkan güçlü ekonomik oluşumların neredeyse tamamı bu durumda olup gerçek bir demokrasiye benzemekten oldukça uzaktırlar.

Tarih: 4/7/2013
7720 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri