Yazdır Arkadaşına gönder
Atatürk'ün anısı müzede yaşatılıyor
Saadet Erciyas
Saadet ErciyasKordon'daki Atatürk Müzesi, uzun bir restorasyon döneminin ardından 19 Mayıs 2015 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in katıldığı törenlekapılarını yeniden açtı.Müze binası, Atatürk'ün İzmir'deLatife Hanım Köşkü'nden sonra en uzun kaldığı mekan olarak biliniyor. Yaklaşık üç yıl süren restorasyon sırasında danışmanlık yapan İzmir Özel Türk Koleji Uşakizade Köşkü Müdürü Ahmet Gürel, bu müzenin Türkiye'de bulunan onlarca Atatürk Müzesinden farklı olduğuna dikkat çekiyor."Atatürk'ün yarım gün kaldığı yer bile müzedir" diyen Ahmet Gürel, farkı şu sözlerle açıklıyor:

"Bu müze örneğin Samsun'da bulunan Atatürk Müzesi gibi orjinalliğini muhafaza etmiş, hep kullanılmış. Atatürk'e hediye edilmiş, bir ara otel olmuş, kütüphane olarak kullanılmış. İçindeki eşyalar ilk sahibi Takvor'dan beri muhafaza edilmiş. Özelliği ne? İçindeki eşyalar 38 gün ve gece Mustafa Kemal'i ağırlamış. Mustafa Kemal İzmir'e 16 kez gelmiş. En çok kaldığı yer İzmir. Mesela Samsun'daki müzede kaldıysa 3 - 5 gün, Mustafa Kemal'in yarım gün kaldığı yer bile müzedir. Eskişehir'e de çok uğramış ama trenle geçerken. 146 gün kalmış İzmir'de, yüzde 60'ı bizim köşkte geçmiş. 91 gün kalmış köşkte."

Atatürk'ten üç anı evi

Ahmet Gürel İzmir'de Atatürk Müzesi'nin yanı sıra iki önemli anı evi daha bulunduğuna dikkat çekiyor. Karşıyaka'da Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın son günlerini geçirdiği yine Uşakizadelere ait olan Latife Hanım Anı Evi ve Göztepe'deki Uşakizade Köşkü. "Gazi'nin İzmir Anıları" kitabındaAtatürk'ün İzmir'de kaldığı evlere değinen Gürel, Atatürk'ün Naim Palas ve Uşakizade Köşkü'nün yanı sıra Karşıyaka'da İplikçizade Köşkü adıyla bilinen ve bugün ne yazık ki bir apartmana dönmüş olan bir köşkte 10-11-13 Eylül 1922 tarihinde kaldığını da belirtiyor. "Atatürk 12 Eylül tarihinde ise Kramer Oteli'nin yakınlarındaki bir doktorun evinde kalmıştır ama doktorun kimliğiyle ilgili bir bilgi yok elimizde" diyor.

Ahmet Gürel, Atatürk'ün Latife Hanım ile evli olduğu yıllarda gündüz çalışma mekanı olarako dönem Naim Palas olarak da anılan binayı kullandığını, akşam da Uşakizade Köşkü'nde kaldığını belirtiyor. Eşinden boşandıktan sonra Naim Palas'ı tamamen konut olarak kullandığını anlatan Gürel, Falih Rıfkı Atay'ın aktardığışu anıyı paylaşıyor:

"1925'te bir yaz günüydü. İzmir'de Kordonboyu'nda, Atatürk'e tahsis edilen evin mermer sofasında büyüyecek bir sofra etrafında, İzmirli davetliler toplanmıştı. İçiliyor ve konuşuluyordu. Kordon üzerindeki kapılar ve pencereler açıktı. Halk üst üste yığılmış içeriyi seyrediyordu.

Başyaver Binbaşı Rusuhi kalktı pencereleri ve kapıyı kapattırdı. Gazi Mustafa Kemal, niçin kapatıldığını sorunca Rusuhi Bey:
'Halk bakıyor da onun için' dediler.
Gazi derhal kapı ve pencereleri açtırdı; masayı kapıya yaklaştırdı. Kadehini birkaç defa kaldırdı. Halka:
'Ben başkaları gibi gizli gizli değil, açıkça, sizin şerefinize içiyorum' dedi.
Dışarıda bir alkış tufanıdır koptu. Vakit ilerledikçe halk dağılmaya başladı. Nihayet kimse kalmadı.
Gazi, 'Haydi, şimdi davet edelim bakalım kimse gelir mi? Halkın seyrinden, merakından değil, alakasızlığından, küskünlüğünden korkmalı. şimdi onlara, 'Mustafa Kemal içiyor' deseler, 'Evet, biz onu gördük, başka neyi, ne günahı var? Bize onu söyleyin' derler ve beni müdafaa ederler' dedi."


Bina farklı işlevlerde kullanılmış

Birinci Kordon üzerinde bulunan Atatürk Müzesi 9 Eylül 1922 yılında sahibi tarafından terk edildikten sonra Hazine'nin mülkiyetine geçmiş. İzmir'e giren Türk ordusunun karargah olarak kullandığı bina, Atatürk'ü ilk defa 1923'te toplanan İzmir İktisat Kongresi'ne geldiğinde ağırlamış. Kongre bitiminde Hazine tarafından Naim Bey'e otel olarak kiralanan bina bir süre Naim Palas olarak hizmet vermiş. Atatürk, otel olan binada daha sonra İsmet Paşa ile birlikte de kalmış. Bina daha sonra İzmir Belediyesi tarafından satın alınarak Atatürk'e hediye edilmiş. Atatürk bu binada İran şahı Rıza Pehlevi'yi de ağırlamış.

Atatürk'ün ölümünün ardından kız kardeşi Makbule Baysan'a veraset yoluyla kalan mekan, daha sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi'nce müze yapılmak üzere kamulaştırılmış. 1941 yılında müze olarak açılan bina, bir süreAtatürk İl Halk Kütüphanesi ve İzmir şehri Atatürk Müzesi olarak hizmet vermiş. 1972 yılında mülkiyeti İzmir Arkeoloji Müzesi'ne geçen bina İzmir Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi olarak ziyarete açılmış. Müzedeki etnoğrafik eserler 1988'de açılan Etnoğrafya Müzesi'ne taşınıncabinanın adı İzmir Atatürk Müzesi olarak değiştirilmiş.

Engelliler de gezebilir

Yeniden restore edilen Atatürk Müzesi'ni bugün günde ortalama 400 kişi geziyor. Haftanın 7 günü açık olan ve ücretsiz olarak ziyaret edilen müzede en çok ilgi gören bölümlerden biri son derece gerçekçi heykellerin olduğu toplantı odası. Atatürk'ün silah arkadaşları İsmet İnönü, Fahrettin Altay, Kazım Karabekir ve Fevzi Çakmak'la birlikte betimlendiği heykeller silikon bazlıyapılmış.

Bodrum, iki tam kat ve çatı katından oluşan bina yenilenirken engelliler de düşünülmüş. Engelliler için bir asansör yapılan müzenin iki katında da fotoğraflar ve sinevizyon aracılığıyla yoğun bir bilgi aktarımı yapılıyor. Zemin katta Atatürk'ün yaşamını anlatan Bilgilendirme salonu, toplantı odası, kütüphane ve sinevizyon Odası bulunuyor. Binanın mermerlerle kaplı görkemli girişinden merdivenlerle çıkılan üst katında Atatürk'ün giysileri, yaşadığı odalar, yemek odası, banyo, çalışma odası, misafir yatak odası, berber odası, yaver yatak odası yer alıyor.

Atatürk'ün İzmir'deki günlerini anlatan İzmir Günleri Bilgilendirme Salonu ve İzmir İktisat Kongresi Bilgilendirme Salonu'nda da bilgiler bol fotoğraf eşliğinde ziyaretçilere aktarılıyor. Müzenin arka tarafında bahçede yapılan Çocuk Eğitim Odası'nda ise müzenin en önemli ziyaretçileri olan öğrenciler için hazırlanmış. Bu odada puzzle eşliğinde Atatürk'ün yaşamına ilişkin temel bilgiler veriliyor.

Giysiler Kastamonu'dan gelmiş

Müzenin ikinci katında Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'le birlikte çekilmiş ve çok bilinen bir fotoğrafındaki spor giysisi, beyaz bir smokin, davetlerde kullandığı silindir şapkası, günlük giysilerinden örnekler bulunuyor. Ahmet Gürel bu giysilerin müze için Kastamonu'dan geldiği bilgisini veriyor.

Müzenin danışmanlığını yapan Ahmet Gürel, İzmirlilerin Atatürk Müzesi ile birlikte diğer anı evlerini de mutlaka görmelerini söylerken, "Hem bu müzeyi hem de Atatürk'ün yaşamında büyük önem taşıyan diğer iki mekanı mutlaka ziyaret ediniz. Bu üç mekan birbirinden ayrılmaz birbirini tamamlayan mekanlar çünkü. Çocuklarınızı müzeye, köşke anı evine mutlaka getiriniz. Bu mekanlar bizim çok önemli bir kültürel mirasımız, önderimiz Atatürk'ün yaşadığı ve onun anılarıyla dolu mekanlardır" diyor.

Müze tez konusu da olmuş

Bugün Atatürk Müzesi olarak kullanılan ve 1875-1876 yılında yapıldığı tahmin edilen yapı, Yirminci yüzyılın başında İzmir'deki en önemli halı ihracatçısı Ermeni Takvor Spartalı tarafından konut olarak yaptırılmış. Spartalı ailesi aynı zamanda OCM olarak bilinen ve İzmir'de bir kartel olarak çalışan şark Halı Kumpanyası'nın (The Oriental Carpet Manufacturers) ortaklarından. (*)

Müze binası mimari açıdan ve içeriğiyle de ilgi çekici bir yapı. 852 metrekarelik bir alana oturan, Osmanlı ve Levanten mimarisi karışımı olarak tanımlanan, heykelleri, objeleri, asansörlü lambaları, seramikleri, şömineleri, mobilyalarındaki çinileri ve zerafetiyle etkileyici bir yapı olan Atatürk Müzesi dönem dönem farklı araştırmalara da konu olmuş.

Binanın zemin katında bulunan ve mimariye bağlı olarak yer alan şöminelerle aynı katta bulunan, Figürlü Avrupa Çinileri olarak adlandırılan çinilerle süslü sandalyeler ve konsol, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü'nce 2005 yılında araştırma konusu edilmiş.

Müzenin girişi katında görülebilen ve on sandalyeninbeşindeki çinilerde William Shakespeare'in oyunlarından sahneler; diğer beş sandalyede ise çeşitli meslekler yer almış. Sandalyelerin beşinde Shakespeare'in "Huysuz Kız", "Bir Yaz Gecesi Rüyası", "On İkinci Gece", "Atinalı Timon" ve "Cymbeline"adlı oyunlarına ait sahneler yer alırken, diğer beş sandalyede ise kurşunculuk, dokumacılık, kumaş boyamacılığı, terzilik ve ayakkabıcılık meslekleri betimlenmiş. Krem renk üzerine kahverengi boya ile sıraltı tekniğiyle yapılan çinilerle süslü üst katta yer alan konsolda ise yine Shakespeare'in "Romeo ve Juliet" ile "Kuru Gürültü" oyunlarından bir sahne yer almış.

Zemin kat salonun sağındaki odada görebileceğiniz figürlü çinilerde ise müzisyenler, bitkisel desenler yer almış.Müzenin deposunda bulunan ve otel olarak kullanıldığı dönemden kaldığı tahmin edilen "cicim" adı verilen özel bir dokumanın örneklerini sunan perdeler ise 2002 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü tarafından tez konusu olarak ele alınmış. Bugün yenilenen müzede bu perdeler yer almıyor.

(*) Geçmişten Günümüze Levantenler - İzmir Ticaret Odası Kültür, Sanat ve Tarih Yayınları-2011

Tarih: 7/10/2015
5750 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri