Yazdır Arkadaşına gönder
Ani kenti ve pembe kuşları
Hediye Selda Yılmaz
Hediye Selda YılmazHind, Yemen, Tebriz'den kervan işlermiş;
Ağır kervanlar, sende kışlarmış.
On iki meydanda pazar işlermiş;
Halk dolar taşarmış kenarında Ani

Viranelerinde baykuşlar uçar;
Arpaçay'ın yaslı, matemli akar,
Zülali'de köhne yaranı açar,
Neylersin ki azaldı uğrayanın Ani

Âşık Zülali


Ani ören yerinin varlığını ortaokulda, turizm dersinde öğrendim. Meslek lisesinde de aynı dersi görünce gezme merakım perçinlendi. Ta o yıllardan beri kültür gezileri yaşamımın ana amaçlarından biri oldu. İyi de oldu. Anadolu bir kültürler deryası, ben de o deryada yüzüyorum. Daha uğramadığım birçok koy ve liman var. Yaşamım yettiğince gezmeyi sürdüreceğim.

Ani ören yeri "Bir gün mutlaka gitmeliyim" listemin başlarında yer aldı. 2013 yılında bu düşümü gerçekleştirdim. Daha sonraları ikiz kez daha görme şansım oldu. Ani'ye ilk gidişim Haziran ortalarında parçalı bulutlu güzel bir güne rastladı. Ören yerinde ben, eşim, bir kaç inek ve kanatları siyah, gövdeleri gül pembesi kuş sürüleri vardık. Kenti, ılık bir rüzgârın yaydığı papatya ve gelincik kokuları eşliğinde ayrıntılı bir şekilde gezdim.

Her yer yemyeşil çimen, çeşitli çiçekler ve pembe kuş sürüleriyle kaplıydı. Kuşların fotoğrafını çekmek için epey uğraştım ama olmadı. Ben onların peşinden koştum, onlar biraz havalanıp uzaklaştılar ve yeniden ören yerinin içine yayıldılar. Sanki bizi rahatsız etme der gibiydiler. Bu kadar kalabalık kuş sürüsü burada ne arıyordu?

Büyük olasılıkla göç yolundaydılar ve dinlenmek ve beslenmek için geçici olarak konaklamışlardı. Ani'den daha uygun bir bulunmazdı sanırım. Çevrede su kaynağı, dinlenecek geniş ve insansız bir alan vardı. Sonradan öğrendiğime göre Kars ve çevresi kuşlar için önemli sulak alanlar barındırıyormuş ve önemli göç yollarının kesişme noktasıymış. Kısaca, buralar tarih boyunca insanlar kadar kuşlar için de önemli topraklar olmuş.

Böyle göz alıcı bir ortamda yıkıntı halindeki birçok yapı ironik bir ortam yaratmadı değil benim için. Ama ben Ani'nin 100 bin insanı barındırdığı 1000 yıl önceki en görkemli günlerini düşleyerek gezdim.

Kars şehrinin güneydoğusunda, şehir merkezinden 48 kilometre uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içinde bulunan Ani ören yeri, yerleşim ve savunmaya çok elverişli topografyası nedeniyle tarih öncesi dönemlerden itibaren çeşitli kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Kent, batısında Alaca Çayı, doğusunda Türkiye-Ermenistan sınırını çizen Arpaçay'ın sarmaladığı bir plato üzerinde kurulmuştur.

Bölgede ilk yerleşim izlerine Demir ve Tunç Çağında rastlanmaktadır. Ortaçağ Dönemi'nde önemli bir ticaret yolu olan İpek Yolu'nun Kafkaslardan Anadolu'ya ilk giriş noktasında kurulmuş olan kent, bu dönemde büyük bir gelişme göstererek bölgenin politik, kültürel ve ekonomik merkezi konumuna yükselmiştir.

Ani, büyük oranda ayakta kalmış olan etkileyici surları, dini ve sivil mimarlık örnekleri ve şehir planlaması ile Ortaçağ kentinin bir özeti niteliğindedir. Arkeologlar, mimarlar, sanat tarihçileri, tarihçiler ve gezginler için 5000 yıllık bir kültürler birikiminin bir arada görülebileceği özel bir ören yeridir. İçinde kiliseler, Ateş gede (Zerdüşt tapınağı), manastır, hamamlar, saraylar, evler, mağara yapıları, çarşılar, evler bulunan bu özel ören yeri anlatmakla bitirilemez. Çünkü daha gün yüzüne çıkmamış birçok yapı, araştırmayı bekleyen birçok öyküsü var. Kronolojik olarak Ani'nin tarihçesini özetlemek istiyorum:

M.Ö. 3000 - 2000 Eski Tunç Devri'nde mağaralara ilk yerleşim,
M.Ö. 2000'de Demir Çağı'nda Hurri yerleşimi,
M.Ö. 900 - 700 yılları arasında Urartu Devleti yerleşimi,
M.Ö. 650 yıllarında Kimmer egemenliği,
M.Ö. 626 - 149 İskit egemenliği,
M.Ö. 350 - 300 yıllarında şehir eski Oğuz Boyları'ndan Arsaklılar'ın Kamsarakan soyundan Karampart tarafından yeniden kurulması,
M.S. 430 - 646 yılları arasında Sasani egemenliği,
M.S. 646 yılında Halife Hz. Ömer devrinde Ani ve çevresi Arap egemenliği,
M.S. 732 yılında Bagratlı Beyliği egemenliği,
M.S. 966 yılında Bagratlı III. Aşot tarafından şehir surları yaptırılarak Ani Krallık Merkezi olmuştur.
M.S. 1045 yılında Bizans egemenliği,
M.S. 1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından şehir alınarak Şeddat Oğulları Beyliği'ne verilmiştir.
M.S. 1199 yılında Ani Gürcü Atabeyler'in eline geçmiş.
M.S. 1226 yılında Harzemşah Devletine katılmış.
M.S. 1235 yılında Moğol saldırılarına uğrayarak şehir yıkılmış ve sonra il merkezi olmuştur.
M.S. 1339 - 1344 yılları arasında İlhanlılar egemenliğine geçmiş
M.S. 1406 - 1467 yılları arasında Karakoyunlu Devleti egemenliği
M.S. 1467 - 1516 Akkoyunlular Devleti egemenliği
M.S. 1516 - 1534 yılları arasında Avşar Türkleri egemenliği,
M.S. 1534 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmış.
M.S. 1878 -1921 yılları arasında Rus egemenliği
MS. 1921 yılında Kurtuluş Savaşı ile Türkiye Cumhuriyeti'ne katılmıştır.

Ani için; "Bin bir kiliseli, kırk kapılı şehir", "Dünya bir Ani etmez ama Ani bir Dünya eder" diyorlar. Ani sözcüklerin tanımlamaya kısır kaldığı bir yer. Hele harabe hiç değil. Şu an harabe olsa bile. Bana sorsalar "Kuşların bile ayrılmak istemediği kent" derdim.

Ani, kesintisiz 5000 yıllık zengin kültürel birikimiyle özel bir kent. Dinlerin, halkların, kültürlerin buluşma, kaynaşma ve yeniden dağılma yeridir. Bu nedenler önemli, ama değeri yeni yeni anlaşılan bir ören yeri-kenttir. 2016 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne alındı. Kentle ilgili kazı ve yenileme çalışmaları yeniden canlandı. Bütün bunlar sevindirici, ama yapılacak çok iş var.

Ani'yi anlatmak için dünyanın tüm dilleri yetersiz kalır. Onun kendi anadili içindedir. Anlamak için gidip içine karışmak gerekir. Her mevsim güzeldir oralar. Hele bir de baharsa başka güzeldir. Pembe kuşlara da benden selam götürün. O güzel kuşlar Ani'ye çok yakışıyor.

Tarih: 6/3/2018
1388 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri