Yazdır Arkadaşına gönder
Ağabey, yenge kaç aylık?
Eğer Baba olduysanız bu soruyu mutlaka duymuşsunuzdur:
Ağabey, yenge kaç aylık?

Benim adres sormak gibi bir huyum yoktur.
Kendi başıma buyruk giderim.
Aklımda da tutamam. O yüzden adresleri hep not alırım.
Elimdeki kağıtta yazanlar doğrultusunda.
Hani Atalarımızın dediği; "Sora sora Bağdat bulunurmuş" türünden.

Amacım Bağdat'ı değil, manavı bulmaktı.
Buldum da.
Meşhur Havra Sokağı'nın bilmem kaç numarası.

Bir soruyla aniden irkildim:
-- Abi! Yenge kaç aylık?

***

Karşıyaka'nın sahile açılan üç asfaltı vardı.
Bence, bunlardan en önemlisi Reşadiye Asfaltı'dır.
Asfaltın sonundaki, sahildeki tahta durağın da ayrı bir özelliği vardır.
Çünkü ben o asfaltta büyüdüm.
Sonundaki durağı da çok iyi bilirim.
Elli santimlik taş duvarın hemen bir metre altındaki, plajı da!
Belki de gençlerin izinsiz, büyüklerinden habersiz kaçamaklarına şahit olduğum, ağabeyler tarafından bana da sus payı verildiği için.

***

Seneler sonra Asuman'la evlendiğimde yine o Reşadiye Asfaltı'nda oturduk.
İki göz oda, bir bakla salon küçük bir evde.
Olsun. Kendi evimizdi.
Kira vermiyorduk.
O, Celal Bey Asfaltı kızlarından, ben Reşadiye Asfaltı gençlerinden.
Uyuma bakar mısınız?

***

O zamanlar daha Girne Bulvarı açılmamış.
Etrafı iki metrelik taş duvarlarla örülü. İçinde de bekçiler var.
Yanlış anlamadınız değil mi?
Bekçiler...
O kadar büyük bir meyve bahçesi ve bostan.
Biz çocuğuz, metrekare hesabını anlamıyoruz Ama büyüklerimiz dönüm falan diyorlar. Her neyse.
Gıcık olduğum bir bekçi var. Her seferinde beni daha duvardan atlarken yakalayıp, bir güzel dövüyor. Ağaca yaklaşamadan erik yerine bir güzel dayak yiyorum...
Belki de o yüzden hala eriği çok severim.

***

Asuman'la evlendik.
Bizim Reşadiye Asfaltı'nın hemen yanı başından da Girne Bulvarı açıldı.
Gençlik günlerini yadediyoruz. Karşıyaka Kız Lisesi filan derken, iş eriğe kadar geldi.
Ben sürekli erik için dayak yediğim bekçiden, o ise arazinin sahibi bilmem kim teyzeden bahsediyor.
Tam eski günleri ballandıra ballandıra anıyorduk ki, Asuman iki elini iri, kocaman karnına bastırıp:
- "Tufan! Benim canım acayip erik istedi" dedi.
Demekle kalmadı, başladı öğürmeye.

Eskiler: "Hamile kadının karnındaki çocuğun saçları çıkmaya başladığında öğürürler" dermiş.
Üstelik, bu dönemlerde aşererlermiş.
Canları olmadık zamanlarda, olmadık şeyler çekermiş, daha doğrusu karınlarında taşıdıkları çocuk istermiş.

***

Elimde liste var. Allah'tan hazırlıklıyım. Karım aşererse neyi nerede bulacağımı biliyorum. Tecrübeli ve yakın arkadaşım, beş çocuk babası Erol vermişti.
Sekiz aylık hamile karımın, -doktorumuzun belirlediği Aralık ayında doğacak- çocuğumuzun canı istediği (!) eriği nerede bulacağımı biliyorum.

***

Kan, ter içinde uzun süre aradığım, Havra Sokağı'ndaki manavı buldum.

- Ağabey, yenge kaç aylık?
- Kardeşim, nereden bildin yengenin kaç aylık hamile olduğunu?
- Aralık ayında erik sormandan belli değil mi?..

***

Çocuk mu?
Tunca…
Şimdi kocaman oldu.

Tarih: 16/4/2007
782 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI


Online otel rezervasyonu için tıklayınız.


KENT YAZILARI
KENT SÖYLEŞİLERİ

İnternet sayfalarımızda yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları kentyasam.com'a aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.